Episode Transcript
[00:00:00] Speaker A: Merhaba,
[00:00:08] Speaker B: Şam'dan Plus'un İlham Veren Kadınlar video case serisine hoş geldiniz.
Bu seride kendi yolunu cesaretle açan, üreten, dönüştüren ve hikayeleriyle ilham veren kadınların dünyasına yakından bakacağız.
İlk bölümümüzün konuğu, girişimcilik yolculuğu, iş dünyasındaki kararlılığı ve yıllardır ortaya koyduğu vizyonuyla pek çok kişiye ilham veren Gamze Cizreli.
Başarılarının arkasındaki hikayeyi, dönüm noktalarını, zorluklarla nasıl baş ettiğini ve bugün geldiği noktaya dair merak edilenleri birlikte konuşacağız. İlham veren bir sohbet başlıyor.
Tekrardan hoş geldiniz Gamze Hanım.
[00:00:40] Speaker A: Hoş buldum, çok teşekkür ederim.
[00:00:42] Speaker B: Biz bugün size baktığımızda başarılı, dik duruşuyla takdir ettiğimiz ve hayranlık uyandıran birini görüyoruz.
Geriye dönüp baktığınızda sizi gerçekten Gamze Cizreli yapan kırılma anı neydi?
[00:00:54] Speaker A: İnsanlar genelde başarıya baktıklarında bunun bir anda olduğunu düşünüyorlar. Tek bir kırılma anında var olduğunu düşünüyorlar. Ama aslında siz verdiğiniz cesur kararlarla katman katman oluşuyorsunuz. Tek bir kırılma anım yoktu ama birkaç dönüm noktası oldu benim de hayatımda.
Birincisi, üniversiteyi bitirdikten sonra bir kurumsal hayatta çalışıyordum üç sene boyunca. Ankara'da bir savunma sanayi şirketinde çok iyi bir maaşa sahiptim. Çalışma şartlarım çok iyiydi. İlk kırılma anım, O güvenli ortamı, o dolgun maaşı bırakarak restoran sektörüne, aslında benim için çok yeni bir sektöre girme kararımdı. İlk an o.
İkincisi, eski ortağımla kurduğum, eski bir pek çok markayı geride bırakıp yoluma tek başıma devam ettiğim o zorlu dönemdi.
Üçüncüsü Ankara gibi bir yerden Big Chefs yani markayı kurduktan sonra Ankara'dan o yine herkesin birbirini tanıdığı o güvenli ortamdan İstanbul'a gelme kararım.
Dördüncüsü de markayı daha büyütmek için özgürlüğümden ödüm verme pahasına masaya ortakları davet etme ve aslında üç kere çeşitli ortaklıklarla markayı büyütme anıydı. Bütün bunlar katman katman markayı beni bugüne getirdi.
[00:02:26] Speaker B: Mükemmel bir nesil yetişiyor.
Peki siz bugünün genç kadınlarına özellikle kendi yolunu çizmeye çalışanlara söylemek istediğiniz en gerçek cümle ne olurdu?
[00:02:35] Speaker A: Şimdi kadınlara aslında çok çarpıcı bir istatistik vermek istiyorum. HV'nin yaptığı bir araştırma var.
Bir iş ilanı gördüklerinde kadınlar %100'ünü karşıladıklarında o iş ilanının gereksinimlerini bir işe başvururken erkekler %60'ı karşıladıklarında cesurca o pozisyona başvurabiliyorlar. Yani kadınların bir mükemmel olma ve her şeyi tam olarak yapabilmeyle ilgili bir engelleri oluyor genelde.
Benim kadınlara buradan seslenmek istediğim en önemli nokta, lütfen mükemmel olmayı beklemeyin, yola çıkın.
Bugün dünyanın en başarılı girişimlerine baktığımızda kusursuzca planlananlar değil, hızlıca pazara çıkıp yolda evrilenler oluyor.
Dolayısıyla ne cam tavanlar bizim engelimiz ne de erkek egemen dünya, kendimizdeki o mükemmel olma korkusu. Bir de kadınlara bir noktayı daha özellikle söylemek istiyorum. Bence en büyük pişmanlık, en büyük ihanet kendimize yapabileceğimiz içimizdeki cevheri çıkarmadan, kendi potansiyelimizi geliştirmeden bu dünyadan geçip gitmektir. Lütfen bunun üzerinde, kendimizin üzerinde bu noktada çalışalım istiyorum.
[00:03:54] Speaker B: Biz sizin başarılarınızdan ilham alıyoruz ama birazcık da zorlukların sizi nereye götürdüğünden de ilham almak istiyoruz.
Sizin en zor döneminiz hangisiydi?
[00:04:04] Speaker A: Evet, çok zor dönemlerim oldu tabii.
İlk ortamdan ayrıldığım zamanlar, o yıllar öncesinde tekrar ikinci girişimcilik dönemi, pandemi, derin ekonomik krizler bunların hepsi çok zorlu dönemler ama benim en zorlu dönemlerim Aslında her şeyin kötü gittiği dönemler değil, zirveye çıkıp böyle başarılarla, ödüllerle taçlandığım dönemlerde... Çünkü her zaman söylüyorum, girişimcilik dünyanın en kalabalık yalnızlığı. O sorumluluğu üzerinizde hissetmeniz, sabah o toplantı odasına girdiğinizde bütün ekibinize sizin rehberlik ediyor olmanız, aslında çok büyük bir yalnızlık. Zaten Harvard Business Review'un da bununla ilgili bir araştırması var, buna liderlik yalnızlığı diyor.
Evet, dostlarınız var, aileniz var, size destek olanlar var, ortaklarınız var ki dönem içinde bende de öyle oldu. Ama yine de gerçekten o sorumluluk duygusu ve işler büyüdükçe ekosistemin büyümesiyle birlikte o ağır yük bana dönem dönem çok zor geldi. Bunu nasıl aştım derseniz, çok mükemmel olmak zorunda olmadığımı fark ettiğim zaman veya bir zor dönemde ekibimin karşısına bunun çıkış yolu bende yok, gelin birlikte oluşturalım rotayı dediğim zaman, sorumluluklarımı paylaştığım zaman aslında daha iyi hissettim ve başarının da tadını biraz daha çıkarmaya başladım.
O liderlik yalnızlığından kurtulmak bana iyi geldi.
[00:05:40] Speaker B: Hayatınız boyunca sizi en çok motive eden şey neydi? Başarılı olmak mı, iz bırakmak mı, yoksa özgür olmak mı?
[00:05:46] Speaker A: Valla bunu hiç düşünmeden söyleyeceğim. Kesinlikle özgür olmak.
Hayatım boyunca hep bu soruyu kendime sordum. Ben ilk başlarda, tabii hayatımın ilk dönemlerinde başarılı olmayı, işte markayı büyütmek, daha çok kazanmak, işte şirketi büyütmek, değerini arttırmak olarak görüyordum ama eğer bu sizi özgürleştirmiyorsa bu böyle prangalı bir esaret oluyor.
Önemli olan yani başarılı bir hayat, kalmak istemediğin masadan çıkmak, iyi hissetmediğin bir ilişkiden çıkmak, değerlerinle örtüşmeyen bir anlaşmaya hayır diyebilmek... Bütün bunları size sağlıyorsa eğer yaptıklarınız ve o yolculuğunuz, yaptığınız iş, o zaman başarı geliyor. Kesinlikle özgürleşebilmek derim.
[00:06:35] Speaker B: Başarı yolculuğunuz boyunca size söylenen ama hiç unutamadığınız bir cümle var mı?
[00:06:39] Speaker A: Tabii ki var. Hiç kulağımdan da o ses gitmiyor.
Rahmetli babacığımın sözü. Onu kitabımda da yazmıştım ben.
Babamın bir gönül defteri vardı. Babam doktordu ama aynı zamanda da tasavvufla çok ilgiliydi.
Biz Konya'da yaşıyorduk o dönemde babamın mesleğinden dolayı. O dönemde başhekimdi. Ben de zaten ilk orta ve lise öğrenimi orada geçirdim.
Tabi Konya'daki o Mevlana, Şems, Geylani yani bütün o tasavvuf felsefesini babam çok iyi sindirmiş biriydi ve hayatında o madde mana dengesini çok iyi korumuş biriydi.
Hep derdi yani dağın başında sufi olmak kolay, önemli olan o kalabalıklar içinde sen kendi özünü koruyabiliyor musun diye. Benim de zor dönemlerimde böyle o en çok dibe vurduğum dönemde onun bir gönül defteri vardı. Onun adına gönül defteri koymuştu. Kendi el yazısıyla işte böyle okuduğu kitaplardan, güzel sözlerden, hayata dair bilgelik sözlerini oraya yazıyordu.
Benim de o zor dönemde zaten o defterini bana vermişti. Biraz oku bak sana çok iyi gelecek diye.
Ben de işte o defteri ara ara açıp okuyordum. Sonrasında da bir gün bana geldi, yalnız dedi o defteri geri alacağım okuduktan sonra. Geri almaya geldiğinde dedi ki, bak kızım hani zor dönemlerden geçiyorsun. Hayat her zaman o karanlık tünelde kalmıyor. mutlaka tekrar bu karanlıkların içinden çıkacaksın ve tekrar basamakları çıkacaksın ben buna yürekten inanıyorum senin bu gücün var ama önemli olan o basamakları çıkarken bir gün zirveye geldiğinde kendin olarak kalabiliyor musun değerlerini koruyabiliyor musun sen buna dikkat et demiştim bu cümleyi hiç unutmuyorum her yerde de yazarım başucumda da hep yazılıdır benim de bir defterim var Çünkü gerçekten günün sonunda elimizde bu kalıyor.
Basamakları çıkarken kibirlenmeden, vicdanını, değerlerini koruyarak ilerleyebiliyor musun? O yolculuğunu o şekilde tamamlayabiliyor musun?
Bana göre çok değerliydi bu. Onun için de hiç unutmadığım hayata dair, bütün başarıların yanında, sahip olduklarının yanında bütün bu değerleri korumanın da çok önemli olduğuna inanıyorum.
[00:09:00] Speaker B: Çok teşekkürler Gamze Hanım. Gerçekten her detayıyla ilham veren bir hikayeniz var.
Şam'dan Palas'ın İlham Veren Kadınlar serisinin ilk bölümünde Gamze Cizre ile İlham Veren yolculuğa eşlik ettik.
Deneyimleri, bakış açısı ve paylaştığı hikayeler için kendisine çok teşekkür ediyoruz.
[00:09:15] Speaker A: Ben de çok teşekkür ediyorum.
Bu serinin ilk konuğu olduğum için benim için de çok değerliydi.
Ümit ediyorum ki dünyamız, ülkemiz, gelecek yaşamımız yeni nesillerle özellikle genç kadınlarla ben çok umutluyum. Gerçekten harika bir nesil geliyor.
Kendimiz önce aydınlanacağız, sonra etrafımızı aydınlatacağız. Ben aydınlanmaya hep çok emek verdim. Etrafımı da aydınlatmaya emek veriyorum. Eminim ki bizden sonraki nesiller de bu meşaleyi taşıyacaklar. Çok teşekkür ediyorum.
[00:09:52] Speaker B: Çok teşekkürler Gamze Hanım. Bir sonraki bölümde yeni bir hikaye, yeni bir ilham ve güçlü bir kadına yeniden buluşmak üzere. Hoşçakalın.